Flying Twitter Bird Widget By Blogger Modifiye
Merhaba, hoşgeldiniz  |  giriş  |  üye girişi  |  şifremi unuttum ?
Recommended Post Slide Out For Blogger

İpekyol'un Yepyeni Ayakkabılarıyla Tüm Gözler Üzerinde Olsun!

Yazan: NetWork Grup on 26 Mart 2012 Pazartesi | 22:42

2012 İlkbahar-Yaz koleksiyonları mağazaları renklendirmeye başlarken bu sezon İpekyol’un çok özel bir süprizi oldu.

Kendi tarzını yaratan şık ve modern İpekyol kadınları, giyimlerindeki tasarım ve kalitenin tamamlayıcısı olacak yepyeni İpekyol ayakkabı koleksiyonuyla buluşuyor.

Koleksiyon onlarca renk ve desenle yorumlanırken; Business, Smart Trendy, Smart Casual ve Elegant temalarıyla tüm zevklere hitap edecek gibi.

Bu özel koleksiyondan dilediğiniz 1 çift sizin olabilir! www.hürriyetaile.com/ipekyol sitesinde sizi, tüm koleksiyonu görebileceğiniz, İpekyol’a özel bir ayakkabı odası karşılıyor. Burada en beğendiğiniz ayakkabıyı seçip, size özel verilen linki paylaştığınız takdirde ayakkabı sizin! Tabi ki her hafta toplam 10 kişiye verilecek hediyelerden birini almanızın yolu, size verilen linki en çok paylaşan bu 10 kişiden biri olmak.

Ayrıca, göz atmak isterseniz, İpekyol web sitesi www.ipekyol.com.tr'de bütün İpekyol koleksiyonu yer alıyor. Sezon ürünleri  iddialı olduğu kadar farklı temalarıyla beklentilerin üzerinde bir görsellik sunuyor.

Kampanya 23 Mart – 20 Nisan arasında Hürriyet Aile web sitesinde.



Bir bumads advertorial içeriğidir.
22:42 | 0 yorum

Kırışıklıkları yok eden besinler

Beslenme yaşlanmaya karşı en güçlü silahtır. 
Vücudumuzun her bir hücresini yeterli derecede besleyebilmek için günlük alınması gereken elli kadar besin öğesi bulunmaktadır. 

Özellikle A, C ve E gibi antioksidan vitaminleri ile folik asit yönünden zengin, yağ ve tuz açısından dengeli bir diyetin yaşlanma sürecini geriye aldığı bilinmektedir.

Beslenme ve kırışıklık oluşumu arasında inanılmaz bir bağlantı olduğunu savunan Harvardlı profesör ve eczacı Nicholas Perricone’ye göre şeker, beyaz un, makarna, patates gibi kan şekerinin hızlı yükselmesine neden olan basit karbonhidratlar yaşlanma sürecini de hızlandırmaktadır.

Deri elastikiyetini kaybeder 

Özellikle şeker ve şekere dönüşümü daha kolay olan besinler cilt yaşlanmasını sağlayan en büyük düşmanlardır. Kandaki şeker miktarı yükseldikçe, yaşlanma hızı da artar. Yapılan araştırmalara göre, diyabetli  kişiler, kan şekeri normal düzeyde olanlardan çok daha erken ve çabuk yaşlanıyorlar. Şeker, vücuttaki insülin miktarını artırmakta bu da yağların depolanmasını hızlandırmaktadır.

Uzun yıllar karbonhidratlı ve şekerli besinleri tüketen kişilerde kolajen denilen ve derinin elastikiyetini ve de gerginliğini sağlayan maddeler olumsuz yönde etkilenir. Deri elastikiyetini kaybeder, şeker moleküllerinin kolajene bağlandığı bölgelerde kırışıklar meydana gelir. Kan şekeri yükselince, vücutta serbest radikallerin sayısı artar. Serbest radikaller vücut hücrelerinde ve dokularda hasara neden olurlar. Aynı zamanda yaşla birlikte de vücudumuzdaki serbest radikal miktarında artış yaşanır.

Beslenmenin yaşlanmaya karşı en güçlü silah olduğunu unutmayıp, bize sunulan birbirinden besleyici ve lezzetli besinlerden hiç vakit kaybetmeden tüketmeye başlamalıyız...

Cildinize besinlerle gençlik aşılamak istiyorsanız aşağıdaki tavsiyeler bir göz atın!

* Vücudun iyi kaliteli proteinlere ve doğru yağlara ihtiyacı vardır. Yüksek kaliteli protein tüketmemek, hücrelerin bozulmasına ve vücudun onarma işleminde yetersiz kalmasına yol açtığı için bu nedenle özellikle yüksek kaliteli protein içeren balık/tavuk/hindi tüketilmelidir. (yağsız kırmızı et yer almıyor önerilerde!)

* Doymuş yağlardan uzak durulmalı (margarin, tereyağı) ve doymamış yağlar (zeytinyağı, kanola, soya, mısırözü) tercih edilmelidir.

* Genç görünmek için yüksek glisemik yüklü karbonhidrat olan sofra şekeri, bal, pekmez, çikolata, mısır, makarna, pilav ve ekmek gibi yiyeceklerden uzak durulmalı onun yerine kan şekerini yavaş yükseltip insülini az uyaran kompleks karbonhidratlar tercih edilmelidir.

* Yeşil ve turuncu renkli sebzeler vücudun A vitamini seviyesini yükseltmekte, böylece cilt hücreleri güçlenip, ten daha canlı ve parlak olmaktadır.

* Somon, beyaz etli balık, kabuklu deniz ürünleri, tavuk, hindi, ıspanak, kuşkonmaz, lahana, sarımsak, brokoli, karnabahar, rezene, yulaf, tüm baklagiller, arpa, esmer buğday, zeytinyağı, yumurta, az yağlı süt, ceviz, fındık, badem, fıstık gibi sert kabuklular ile kiraz, yeşil elma, kavun, vişne, greyfurt, armut, erik, şeftali, avokado ve portakal gibi meyvelerin kırışık önleyici olduğunu belirtilmektedir.

* Soya fasulyesi ve yer elması da içerdiği bitkisel östrojen sayesinde cilde parlaklık vermekte ve cildin gerginliğini sağlamaktadır.

* Omega-3, bir diğer ismiyle ‘alfa linolenik asit’ için yağlı balıklar (somon, ton, uskumru), ceviz, badem, soya filizi, kuru fasulye, soya fasulyesi, nohut, keten tohumu ve yeşil yapraklı sebzeler tercih edilmelidir.

* Besinlerin hücrelere taşınmasını, atıkların da hücrelerden dışarıya çıkışını sağladığı için her gün mutlaka 8-12 bardak su içmelidir.

* Serbest radikallere karşı önemli hücre koruyucu maddeler içerdiği için Yeşil çay tüketimi arttırılmalıdır.

* Yeterli uykuyu almak için 7-8 saat uyunmalıdır.

* Sigara ve alkolden uzak durulmalıdır.
22:40 | 0 yorum

Doğum öncesi psikolojik destek

Her türlü rahatsızlıklar ve problemler anneyi
 hamilelikten soğutmamalı.. 
Hamilelik her kadının hayatında bir dönüm noktası. Hamile olduğunu öğrenen her kadın yeni bir döneme giriyor. Bu dönemde yaşanan fiziksel değişikliklerin yanında bir de psikolojik değişiklikler ekleniyor. Bütün duyguları aynı anda yaşayan anne adayı, kendine destek arıyor.

Bu dönemde tüm duyguların bir arada yaşanması son derece normaldir. Çünkü anne hem hamileliği hem de kendini keşfetmeye başlamıştır. Kendini farklı ve değişen bir bedende gözlemlerken, hamileliğin getirdiği fiziksel sorunları yaşarken, bir taraftan da bebekle ilgili aklında oluşan bir çok soruyla da baş etmeye çalışmaktadır. Bu durumda annenin yapması gereken tek şey; hamilelik durumunu kabullenip, tüm bu yaşanan duyguların bu döneme has olduğunu düşünmesidir. Ayrıca, bebeğin içerde kendisine bağlı yaşadığını hissetmeli, arkasına yaslanarak bunun keyfini çıkartmalıdır.

İnsanlar bilmedikleri konularda daha çok telaşlanır, acemilik çeker ve sorun yaşarlar.
Bu nedenle hamilelikte ilk adım yeterli bilgi edinme olmalıdır. Bilgiyi doğru kaynaktan almak kadar bilginin veriliş tarzı da önemlidir. Kontrolü kaybetmemek ve daha az sorun yaşamak için, mutlaka annenin rahat edeceği bir doktorla bu dönemi geçirmesi en iyi seçimdir. Çünkü anne adayı dokuz ay boyunca, fiziksel değişimin getirdiği rahatsızlıkların yanında, endişe, korku, telaş, kaygı ve huzursuzluğu da yaşamaktadır.

Doktor dışında, daha çok bilgi alabileceği kitaplardan, internetten ve hamilelik kurslarından da faydalanabilir. Böylece daha fazla bilginin verdiği güç ve bilinçlilikle daha az telaş ve acemilik yaşanacaktır. Anne adayı, hamilelikte yaşadığı psikolojik problemler haricinde, doğum konusundaki olumsuz düşüncelerini de bu şekilde aydınlığa kavuşturabilir.

Fiziksel olarak yaşanılan her türlü rahatsızlıklar ve problemler anneyi hamilelikten soğutmamalı, doğacak bebeğin mutluluğu ve bu problemlerin kısa süre sonra biteceği düşünülmelidir. Bebeğe iyi bir anne olup olamama kaygısı, iyi bir gelecek verememe korkusu, sağlıklı bir doğum gerçekleştirememe endişesi annenin aklını sürekli meşgul edecektir. Oysa bu düşünceleri uykularını kaçıracak kadar büyütmek yersizdir. Çünkü, doğum sonrasında bebeğini kucağına alan annenin düşünceleri tamamen değişecek, ona dokunmanın verdiği heyecanla bu endişeler silinecektir.

Anne adayının eşi ve ailesi ile olan ilişkisi de bu dönemde çok büyük rol oynamaktadır.
Dolayısıyla yeni anne korkularını, kaygılarını, sorunlarını özellikle eşi ile paylaşmalıdır. Anne ve baba, ebeveyn olma sorumluluklarını birlikte üzerlerine almalıdırlar. Eşinin bu desteği ile anne duygusal olarak beslenir ve kendine güven duyar hale gelir. Annenin sağlıklı psikolojik durumu, bebeği de olumlu yönde etkileyecektir. Eş desteğinin yanında aile ve arkadaş desteği de önemlidir. Bazı problemleri eş yerine, bir anne ya da hamilelik konusunda deneyimli bir arkadaş yardımı ile çözmek daha kolay olabilmektedir.

Sağlıklı çocuk yetiştirmek hamilelik döneminde başlayan bir süreçtir. Anne adayı kendi duygularını doğru tanıdıkça, bebeğine daha sağlıklı bir anne modeli oluşturacaktır. Eğer duygularını tanımaktan kaçınır, onları görmezden gelirse, destek almaz ise gerginlik ve stres dolu bir dönem yaşanması ve bunun bebeği de etkilemesi kaçınılmaz olacaktır.

Anne tüm bu duyguları yaşarken biraz daha sakinleşmek için, basit bir spor ya da bir hobi ile uğraşabilir. Bunlar; yüzme, yürüyüş, resim yapma, boncuklarla uğraşma, dikiş dikme, yeni yemek tarifleri deneme gibi uğraşlar olabilir. Eğer çalışıyorsa ve sağlıklı bir hamilelik geçiriyorsa iş yerine doktor kontrolünde devam edebilir. Bu şekilde kendini meşgul ederek, hamilelik endişeleri ile daha az yüz yüze gelecek ve daha az kaygı duyacaktır. Önemli olan dokuz ay süresince, stresten uzak, sakin ve huzurlu günler yaşamaktır.

Hamile olmasalar bile kadınların bakımlı olma çabaları onları rahatlatmakta ve psikolojilerini olumlu yönde etkilemektedir.
Dolayısıyla, anne adayları kendilerini daha iyi hissetmeleri açısından; el-ayak bakımı, saç şekillerinde değişiklik, bir kaç giysi ve aksesuvar alışverişi, farklı renkte makyaj malzemeleri ile kendilerini olumlu yönde motive edebilirler. Bu konuda dikkat edilmesi gereken konu, yapılan bakım uygulamalarının hijyen ve sağlıklı ürünler çerçevesinde olmasıdır. Bunların haricinde; düzenli uyuma, dengeli beslenme, arada ılık duş alma ve masaj yaptırma gibi şeyler de hamilelik dönemini rahat geçirmek için gözardı edilmemelidir.

Özetle, bilinmesi gereken tek şey; hamile bir kadının çok hassas olduğudur. Üzerinde durulmaması gereken çok basit bir konuyu büyütebilir, küçük bir olayda saatlerce gözyaşı dökebilir, olmadık şeylere sinirlenebilirler.  Hamile anne bunun her ne kadar farkında olsa da, kendini tutamadığı da ayrı bir gerçektir. Unutulmamalıdır ki; hamilelik, doğum ve arkasından gelen annelik, her kadının yaşamak isteyeceği ve bilinçli bir şekilde yaklaşılırsa, büyük mutlulukları beraberinde getiren, kadınlara verilmiş en güzel armağandır.

22:38 | 0 yorum

Zayıflama takıntısı sizde var mı?

Siz de zayıflama çılgınlığına yakalanmış olabilirsiniz 
Sürekli kafanızda dönen kalori hesapları, yedikten sonra duyulan suçluluk, neredeyse hiçbir şey yemeden geçirilen koca bir gün. Bunlar size yabancı gelmiyorsa, siz de sayıları hızla artan zayıflama tutkunlarından biri olabilirsiniz.

‘Az önce yediğim bir dilim pastada kaç kalori vardı? Aldığım kalorileri harcamak için bugün mutlaka spor yapmalıyım. Akşama sadece salata mı yesem acaba?’ Hangi kadın gün içinde kendisiyle bunları konuşmuyor ki? Belki siz bir zayıflama tutkunu olmayabilirsiniz ama kilolarınızla ilgili sorununuz varsa, bu sözler az ya da çok kafanızdan mutlaka geçiyordur. Eğer saplantılı bir şekilde her yediğinizin kalori hesabını yapıyorsanız, o zaman siz de zayıflama çılgınlığının kıskancına girmiş olabilirsiniz. Kendinizi test ederek öğrenmeye ne dersiniz?

1 Yıl boyunca kilonuzda ortalama ne kadar fark oluyor?
- En fazla bir iki kilo
- Dört kiloya kadar (4 puan)
- Beş kilo veya daha fazla (6 puan)

2 Yemek yemeyi ne kadar sık düşünürsünüz?
- Sadece aç olduğum zamanlarda
- Daha akşam olmadan, akşam yemeğimin lezzetlini düşünüyorum (1 puan)
- Doğruyu söylemek gerekirse sürekli yemek düşünüyorum (6 puan)

3 İnce bir vücuda sahip olmak…
- … Benim için oldukça önemli (6 puan)
- … Çok istiyorum, ama kilo veremiyorum (2 puan)
- … Daha ince olmak güzel olurdu. Ama benim için önemli olan kendimi iyi hissetmek

4 Yemekten kaçındığınız besin maddeleri var mı?
- Evet, var. Örneğin kola, patates kızartması, mayonez gibi (2 puan)
- Evet. Yağ, şeker veya karbonhidrat içeren bütün gıdalardan uzak duruyorum (5 puan)
- Hayır

5 Aynanın karşısında dururken, ‘ne kadar da şişmanım’ diye düşünüyor musunuz?
- Evet. (4 puan)
- Bazen (2 puan)
- Hayır

6 Ne sıklıkta spor yapıyorsunuz?
- Maalesef hiçbir zaman
- Haftada bir iki gün spor yapmaya çalışıyorum (1 puan)
- Kilo vermeyi çok istediğim için hemen hemen her gün (6 puan)

7 Ne kadar sıklıkta tartılıyorsunuz?
- Her gün (6 puan)
- En fazla haftada bir kez (1 puan)
- Tartım yok

8 Arkadaşlarınızla birlikte yemeğe çıkıyor musunuz?
- Evet
- Hayır, kalabalık yerlerde yemek yemekten hoşlanmıyorum. (6 puan)

9 Düzenli olarak kahvaltı yapıyor musunuz?
- Genelde hayır (6 puan)
- Hafta sonları evet ama diğer günlerde zamanım olmuyor (1 puan)
- Her zaman. Kahvaltı, güne başlamak için ihtiyacım olan enerji kaynağı

10 Bir dilim beyaz ekmekte ne kadar kalori olduğunu biliyor musunuz?
- Evet, yaklaşık olarak 90 kalori. (5 puan)
- Açmadan daha az olduğu kesin (1 puan)
- Hiçbir fikrim yok

11 Zayıf olan insanların daha mutlu mu olduklarını düşünüyorsunuz?
- Evet (6 puan)
- Hayır
- Kesin diyemem (1 puan)

12 Eğer dün akşam rejiminizi bozduysanız bugün ne yaparsınız?
- Bütün gün aç dururum (6 puan)
- Gün boyunca sadece kalorisi düşük şeyler yerim (2 puan)
- Hiç önemli değil

13 Aşağıda yer alan ifadelerden bazıları sizinle örtüşüyor mu?
- Zayıflamak için kusuyorum (6 puan)
- Yemek seçiyorum ve her bir lokmayı düzenli olarak sonuna kadar çiğniyorum (5 puan)
- Yemek konusunda belirli bir alışkanlığım yok

Değerlendirme: Cevapların yanlarında yer alan puanlarınızı toplayın.

***

0 - 24 puan arası
Zayıflama hastalığı sizden çok uzak bir kavram. Daha ince görünmek için bir diyetten öbürüne geçen etrafınızdaki insanlardan pek de etkilenmiyorsunuz. Kalorili yemekler sizin için uzak durmanız gereken zararlı şeyler değil, tam tersine mükemmel bir ziyafet anlamına geliyor. Belki manken gibi bir fiziğiniz yok ama siz halinizden memnunsunuz ve böyle de güzel olduğunuzu düşünüyorsunuz. Kusursuz hatlardan oluşan bir vücuda sahip olabilmek sizin için çok da önemli değil. Sizin için asıl önemli olan mutlu olmak. Aslında böyle düşünerek en doğrusunu yapıyorsunuz.

25 - 49 puan arası
İŞE yaramış ya da yaramamış, en az on diyeti arkanızda bıraktınız. Zayıflayabilmek için gazete ve dergilerde yazan bütün diyet yazılarını okudunuz. Hiçbir şey yapamasanız bile üç beyazdan hep uzak durmaya çalıştınız. Yemeği fazla kaçırdığınızda kendinizi kötü hissettiniz. Fakat hiçbir zaman böyle bir durumda kendinizi açlıkla cezalandırmadınız. Kilonuzu kontrol edebilmek için bazı kurallarınız olması güzel. Ama bu kuralların hayatınızı sıkıcı hale getirmesine izin vermeyin.

50 - 70 puan arası
Ne yediğiniz sizin için çok önemli. Yemeden önce mutlaka kalori hesabını kafanızda yapıyorsunuz. Açlığınızı hissedinceye kadar hiçbir şey yemiyorsunuz. Öğünlerinizi sürekli atlıyorsunuz. Açlıktan mideniz kazındıktan sonra kendinizi koca bir porsiyon yemeği çabucak yemiş olarak buluyorsunuz. Sonraki pişmanlıksa peşinizi hiç bırakmıyor. Fakat unutmayın ki, fiziki görünümünüzü bu kadar kafanıza takarak ne mutlu olabilirsiniz ne de daha zayıf! Eğer toplamış olduğunuz puanlar burada belirtilen aralıkların üzerinde ise, bir psikolog ve/veya diyetisyenden yardım almanızı tavsiye ediyoruz. Çünkü zayıflama hastalığına yatkın görünüyorsunuz.
22:37 | 0 yorum

Kuruyemişler sadece eğlencelik mi?

Kuruyemişler sadece eğlencelik değil, sağlık için de faydalı 

Kim kuruyemiş atıştırmayı sevmez ki? Kuruyemişler sadece eğlencelik değil, sağlık için de çok faydalılar.
Badem: Beden ve zihin yorgunluğunu giderir. Böbrek ,mesane ve tenasül yollarındaki iltihapları giderir. Baş ağrısı karaciğer ve böbrek ağrılarını hafifletir.

Fındık: Vücuda kuvvet verir. Kalp rahatsızlıklarının  en önemli nedeni olan yüksek kolestrolün düşürülmesinde en önemli ilaçtır. (%25.2 oranında)İnsan vücuduna yaralı kalsiyum, demir, karbonhidrat, yağ ve çinko ile metabolizmayı düzenler, kemiklerin gelişmesini sağlar.E vitamini açısından zengindir. Kansızlığa karşı koruyucu etki yapar.Kanser yapıcı etmenlerin oluşmasını önler yada oluştuktan sonra onları etkisiz hale getirerek vücudu korur.

Antep fıstığı: Antep fıstığında kolesterol yoktur. Kandaki kolesterol seviyesini düşürür. Kroner kalp hastalığı riskini azaltır. Antep fıstığı, protein yönünden 2 kat,fosfor yönünden 4 kat etten daha üstündür.İnce bağırsakta glikoz emilimini azaltır ve kan şekerinin yükselmesini önler.

Yer fıstığı: Vücudun gelişmesini sağlar. Beden ve zihin gücünü arttırır.Göğsü yumuşatır. Öksürük söktürür.

Kabuklu yer fıstığı: İçeriğinde sabit yağ ve proteinli maddeler vardır. Böbrek ve safra kesesi ağrılarını hafifletir.

Beyaz leblebi: Mide suyunu çekmede ve zayıflamak isteyenler için açlıklarını bastırmada önemli bir işleme sahiptir.

Sarı leblebi: Hammaddesi nohuttur.Vücudu kuvvetlendirir. Anne sütünü arttırır.

Ayçekirdeği: Ayçekirdeğinin içeriğindeki yağ damar sertliğini giderir. Kalp, sinir hastalıklarını önler. Bol E vitamini ve protein içerir. Cinsel gücü arttırır. İktidarsızlığı önler.

Kabak çekirdeği: Mükemmel bir kurt ilacıdır. Günde çocuklarda 10-15 adet,büyüklerde 20-30 adet kabak çekirdeği yenmelidir.Tenya solucanlarını gidermek için de kabak çekirdeği iyi bir ilaçtır.

Mısır: Yüzde 18.3 gibi yüksek oranda lif içerir. Mısırın içeriğindeki yüksek karbonhidrat enerji seviyesini yükseltir. İçinde protein, kalsiyum,demir,fosfor, A vitamini bulunur.


22:34 | 0 yorum

Vücutta ödem oluşmasının nedenleri

Vücutta ödemi engellemek için neler yapılır? 

Göz kapakları, eller ve ayaklarda aşırı şişme, bacaklarda aşırı terleme gibi belirtiler varsa bunlara dikkat edilmelidir!.
İşte vücuttaki şişkinliğin nedeni

Vücudumuzda normal koşullar altında alınan sıvı miktarı ile atılan sıvı miktarı arasında bir denge söz konusudur. Dolaşım sistemimiz kalpten aldığı sıvıyı kan damarları ile dokulara taşır. Dokuların ihtiyacı olan oksijeni ve besin öğelerini içeren bu sıvı, dokulara gelindiğinde kan damarlarından ilgili dokulara aktarılır, besin öğeleri kullanıldıktan sonra tekrar kan damarları aracılığıyla kalbe geri döner. Hareketsizlik, iklimsel faktörler, ilaç kullanımı gibi çeşitli durumlarda ise bu sıvıda dengesizlik yaşanır ve vücutta ödemler (sıvı tutulumu) oluşur.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Rabia Yurdagül vücutta oluşan ödemlerin nedenleri ve alınabilecek önlemleri açıklıyor.

Vücutta ödem oluşmasına neden olan durumlar

-Hareketsizlik: Normalde bacak kasları yürürken veya koşarken kan damarlarını sıkıştırarak kanın akımını sağlar. Kaslar hareketsiz kaldığında kan venlerde toplanır ve sıvıyı dokulardan kan damarlarına aktarım zorlaşır ve sıvı dokularda birikir, ödem oluşur. Özellikle otobüs veya uçak yolculuğu gibi uzun süre hareketsiz kalınan durumlarda ayak bileği ve ayaklarda sıvı tutulumu gözlenir.

-Isı: Fazla ısı kan damarlarının genişlemesine neden olur ve sıvının dokulara geçişini kolaylaştırarak ödeme sebep olur. Yüksek nem bu tabloyu daha da ağırlaştırır.

-Lodos: Bedensel ve ruhsal açıdan insan sağlığını olumsuz yönde etkileyen ve uykusuzluk veya aşırı uyku hali, baş ve mide ağrısı, yorgunluk, huzursuzluk, iştahsızlık veya aşırı iştah gibi pek çok probleme neden olan lodos vücutta su toplanması ve şişkinliğe neden olan önemli bir faktördür.

-İlaç kullanımı: Bazı ilaçlar (steroid, HRT, nonsteroitantiinflamatuvar ilaçlar, kan basıncı düzenleyici bazı ilaçlar gibi) kan damarlarından ayrılan sıvının hızının ayarlanmasını etkileyerek ödeme neden olurlar.

-Tuzlu besin tüketimi: Vücut dokularının belli oranlarda tuza ihtiyacı vardır, ancak fazla tuz tüketildiğinde vücut bu tuzu yapısında suyu tutarak seyreltir ve sonuçta ödem oluşur.

-Menstürasyon ve hamilelik: Hormon seviyelerindeki değişim vücuda giren ve atılan sıvı dengesini etkileyerek sıvı tutulumuna neden olur.

-Çeşitli hastalıklar: Kalp hastalığı, böbrek hastalığı, tiroit, lenfödem ve karaciğer hastalığı gibi hastalık tablolarında, kan pıhtılaşmasında, enfeksiyon ve inflamasyonlarda ve tümör gibi durumlarda vücudun sıvı dengesi bozularak ödem oluşur.

Göz kapakları, eller ve ayaklarda aşırı şişme, ağırlık artışı, bacaklarda aşırı terleme, yüksek kan basıncı ve nabız ödem durumunda görülen belli başlı belirtilerdir. Ödemin altında çok ciddi bir sağlık problemi yer alabilir, bu nedenle iyi gözlemlemek ve gerektiğinde doktora başvurmak gerekir.

Ödemi engellemek için ;

-Yeterli miktarda su tüketin. (35 ml/kg/gün)

-Sodyum alımını azaltın. Yüksek sodyum sıvı tutumunu artırır.

-Tükettiğiniz besinlere dikkat edin. Karahindiba (dandelion), kabuklu armut, maydanoz, salatalık, elma, üzüm, kabak, portakal, tam tahıl ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler, tarçın ve karanfille yapılmış çay, kiraz sapı, mısır püskülü, avokado yaprağından hazırlanmış karışım vücuttan ödemi atmaya yardımcıyken, salamura ve turşu gibi tuzlu yiyecekler, alkol, kola, kafein, çikolata, şeker, soya sosu gibi besinler, aşırı protein ve süt ürünleri tüketimi, meyankökü içeren besinler vücutta ödemi artıran besinlerdir.

-Sağlıklı kilo diliminde yer alın. Fazla kilo damarlar üzerinde ekstra basınç oluşmasına ve dolaşımın yavaşlamasına ve sonuçta vücuttaki sıvı dengesinin bozulmasına neden olur.

-Egzersiz yapın. Düzenli fiziksel aktivite dolaşım sistemi için uyarıcıdır ve sıvı dengesini düzenlemeye yardımcıdır.

-Masaj yaptırın. Masaj vücudun ödeminin çözülmesine yardım eder.

22:33 | 0 yorum

Kötümserlik öldürüyor, ya iyimserlik?

Hayata bakış açımızı değiştirelim 
İlk akla gelen aşk olsa da; üzüntüden öfkeye, heyecandan korkuya her tür duygunun yüklendiği kalp, insanoğlunu nereye kadar taşır?

Büyük üzüntü, korku, gibi duyguların yarattığı strese  maruz kalan insanların kalbi riskte.

İlk akla gelen aşk olsa da; üzüntüden öfkeye, heyecandan korkuya her tür duygunun yüklendiği kalp, insanoğlunu nereye kadar taşır? Prof. Dr. E. Murat Tüzün, "Kırık Kalpler" başlığıyla işte bu sorunun yanıtını veriyor bize.

Japon doktorlar ilk defa 1990'larda büyük üzüntü, korku, şaşkınlık, heyecan gibi duyguların yarattığı strese maruz kalan insanların, özellikle menopoz sonrası kadınların kalplerinde, ani bir zayıflama gelişebildiğini gözlediler. Gördüler ki bu hastalıkta kalbin sol karıncığı şekil değiştirip, beli ince yuvarlakça bir vazoya dönüyor.

STRESE BAĞLI ZAFİYET

Japonlar bu şekli, ahtapot avlamak için kullanılan çömleğe benzeterek "tako-subo hastalığı" adını verseler de en uygun isim "kırık kalp" hastalığıdır. Neden nasıl oluştuğu henüz bilinmiyor. Kalbi kırılan insanın vücudunda, stres hormonu dediğimiz maddeler bolca salınır. Çok miktarda stres hormonu, kalp kas hücrelerini felç eder. Büyük bölümü kasılmaz hale gelen kalp, vücuda yeterli kanı pompalayamaz. Bilinen tedavisi yok lakin destekleyici tedavilerle hasta hayata tutunabilirse, zaman içinde kalp kendi kendine iyileşir. Zamanında hastaneye gidilemezse ölüm riski yüksektir.

Kötümserlik öldürüyor, iyimserlik ömrü uzatıyor

ABD'li bilim adamları, kimseye güvenmeyen, her sözün, her iyi şeyin arkasında gizli, çıkarcı maksat arayan zihniyetin sağlığa zararlı olup olmadığını sorguladılar. Yüz bine yakın 50–80 yaş arası kadının iyimser mi kötümser mi olduğu araştırıldı. 8 yıllık izleme sonunda, iyimser olanların kötümser olanlara oranla daha uzun yaşadıkları, daha az kalp krizi ve inme geçirdikleri görüldü. Ölümler ise kötümser olanlarda belirgin olarak artmıştı. Kötümserlik, şüphecilik, husumet dolu olmak, insan vücudunda bir dizi değişikliklere yol açıp kalbi yoruyor, damarları yaşlandırıyor ve hayatı kısaltıyor.

ÇİN İYİMSER, TÜRKİYE KÖTÜMSER

Pew Araştırma Enstitüsü, çeşitli ülkelerin insanlarına "Ülkenizin gidişi hakkında iyimser misiniz" diye sormuş. Pew'in yaptığı araştırmaya göre en iyimser insanların yaşadığı ülke Çin. Ardından Hindistan ve Kanada geliyor. Türkiye'de bu soruyu yanıtlayan yüz kişiden sadece 22'si ülkenin gidişatının iyi olduğunu söylemiş. "Sizden sonraki kuşaklar için koşullar daha iyi olacak mı" sorusuna 3 kişiden yalnızca biri "evet" diye cevap vermiş. "Kendi halinizden memnun musunuz" sorusunu, 4 kişiden biri ‘memnunum' diye yanıtlamış. Bunlar, iyimser bir toplumun göstergesi değil. Kalp sağlığını korumanın yolu yalnızca sağlıklı beslenip spor yapmaktan, gerektiğinde düzenli ilaç almaktan geçmiyor. Hayata bakış açımızı karamsarlıktan, kötümserlikten, şüphecilikten uzaklaştırmak, tansiyonumuzu normal sınırlarda tutmak kadar önemli.

YÜREĞE İNMEK YİNE

bu yıl ada sensiz içime hiç sinmedi / Dil'de yalnız dolaştım hep, gözyaşlarım dinmedi / Ben de şaştım nasıl oldu yüreğime inmedi... Osman Nihat Akın'ın ünlü nihavent şarkısındaki gibi, üzüntü, sıkıntı ve hüznü, çoğu kez kalbimizle ilintilendiririz. "Yüreği dayanmadı", "kalbi kırık gitti", "yüreğine indi" gibi sözler, zengin mecazi anlamlarının yanı sıra bazen de gerçeği yansıtıyor.

HASARLI KALBİ ONARDILAR

Kalp yetmezliği, kalp hastalığı arasında vaka sayısı en hızlı artan hastalık olarak karşımıza çıkıyor. Milyonlarca insanda görülebilen ve tedavisi zor olan kalp yetersizliği, bilim insanın çare bulmaya çalıştığı en önemli sorun. Bilimdünyasının saygın yayınlarından biri olan Science Dergisi'nde yayımlanan bir araştırma, "Kalpte, ölen hücrelerin yerine yenisi yapılamaz" görüşünü temelden sarstı. Bu yeni bulgular, hasarlı kalbin onarılabileceği umutlarını artırdı.

ATOM BOMBASI İŞE YARADI

Kalbin hücrelerinin çoğalarak yenilenip yenilenmediği hayvan deneylerinde incelenebiliyor. Örneğin farenin kalp hücrelerini radyoaktif birmaddeyle boyadıktan sonra belli aralıklarla bakıp, boyanmış hücrelerden kaçı ölmüş, boyalı olmayan yeni doğmuş hücre varmı sorularını cevaplamak mümkün. Lakin, radyoaktivitenin riski nedeniyle aynı deneyi insanlarda yapmak mümkün değil. İsveç Karolinska Enstitüsü'nden bilim adamları, birçok insanda hücre içinde radyoaktif boyalı DNA'nın zaten var olduğu fikrinden hareket ederek bir araştırma planladı. 1960'lı yıllarda atombombası denemeleri, atmosferdeki karbon-14 adlı radyoaktifmaddenin yoğunluğunu çok artırdı. Atombombaları, dünyanın ücra köşesinde patlatılmış olsa da ortaya çıkan karbon-14, oksijenle birleşip radyoaktif karbondioksit olarak tüm atmosfere yayılmıştı. Dünyanın her köşesinde, karbondioksiti fotosentez işleminden geçirip enerji olarak kullanmak isteyen bitkiler, karbon-14 içeren radyoaktif karbondioksiti atmosferden aldılar. İnsanlar da, bu bitkileri yiyen hayvanları yiyerek radyoaktifmaddeyi aldı. Vücudumuza giren radyoaktif karbon- 14, yeni doğmakta olan hücremizin çekirdeğinde sentez edilmekte olan DNA'ya bağlandı ve hücre ölünceye kadar da ayrılmadı. Böylece insanda da radyoaktifmaddeli (boyanmış) DNA aracılığıyla araştırma yapmak mümkün oldu.

SIRA İLACIN BULUNMASINDA

Araştırmalar sonunda 25 yaşında bir insanda her yıl kalp kası hücrelerinin yüzde birinin yenilendiği anlaşıldı. Bu yenileme hızı, 75 yaşındaki bir kişide, iki yüzde bire düşüyor. Bu bulgular, kalbin kendi kendini tedavi edebileceğini göstermiyor ama yardımedilirse hücrelerini yenileme potansiyeli olduğu yönünde umut veriyor. Araştırmacılar makalelerini, "hücre yenileyici ilaçların geliştirilmesi halinde, kök hücre yöntemine ek olarak, kalp yetmezliğine karşı çok güçlü bir silah geliştirilebileceği" yönünde öneri ile sonlandırdılar.

KALP HÜCRESİ KENDİNİ YENİLİYOR

Araştırmacılar, bu yöntemi kullanarak kalp kası hücrelerinin doğum tarihini saptadı. Atom denemelerinin arttığı 1955'ten önce doğmuş insanların kalbinde bir çok kalp kası hücresinin o tarihten beri var olduğunu gördüler. Ama sonradan ortaya çıkan kalp kası hücrelerinin varlığını da tespit ettiler. Çeşitli tarihlerde doğmuş kişilerde yapılan araştırmalar sonun da, hücrelerin ne zaman doğduklarını saptadılar.

Kalp krizi depresyon nedeni

KALP krizi geçiren her 5 kişiden birinde "majör depresyon" dediğimiz tablo ortaya çıkabiliyor. Kalp yetersizliği, kalbin atım düzeyindeki bozukluklar ve pıhtı oluşumu, depresyonu olanlarda daha sık görülür. Kalp ameliyatı olanlar da benzer durumda. Depresyon varsa, yaraların iyileşmesi gecikir, enfeksiyon riski yükselir. Depresyondan beyin de etkilenir. Depresyon, stres hormonu denilen maddelerin salınımı ile artar. Beynimizin ortasında hipofiz denilen ceviz içi kadar bir gudde vardır. Burada salgılanan hormon, böbreküstü bezini uya ra rak, kor ti zon ve ben ze ri stres hormonlarının salınımını tetikler. Bu hormonlar tansiyonumuzu yükseltir, kalbimizi hızlandırır, damarlarımızı, yangıyla kızgın hale getirir. Böylece kalbimize ve beynimize yönelik tehlikelere ortam hazırlanmış olur.

Kaynak:Habertürk
Alıntı:Leyditurk

21:14 | 0 yorum

Yüzünüze göre saç modeli seçin

Yüzünüze göre saç modelleri ne olmalı? 

Saçlarınızı kestirmek istiyor ama size yakışacak modele bir türlü karar veremiyor musunuz?
Yuvarlak:         
Yüzünüzün yuvarlaklığını inceltmek istiyorsanız saçınızın volümünü yüksek tutacak modelleri tercih etmelisiniz. Yüzünüzün hatlarına göre öne doğru kesilmiş tutamlarda yüzünüzü biraz olsun inceltecektir.

Kare:
Kare yüz yapısı sert bir ifadeye sahiptir. Yüzünüzdeki ifadeyi yumuşatmak istiyorsanız saçınıza yuvarlak modeller kestirmelisiniz.

Dikdörtgen:
Suratta değişiklik yapan ama fazla değiştirmeyen bir yüz şeklidir. Şakak kemiğini örtecek şekildeti kesimler ile dengeli ve uyumlu saç modellerine sahip olabilirsiniz.

Üçgen:
Saç şeklinde daha negatif olan bir yüz biçimidir. Bunu enselerde saçı azaltarak şakak kemiğindeki bölgeden saç tepesine doğru volümü arttırarak yaptırabilirsiniz.

Baklava yüz:
En meşhur yüz biçimidir. Bu yüz biçiminde saçınıza uzun, kısa, düz, dalgalı, kahküllü modelleri uygulayabilirsiniz. Sadece bunları uygularken kuaförünüz ile diyalog kurarak boyunuza, kilonuza yada yüzünüzde nerenin ön planda, nereniz arka planda kalmasına karar vererek saç modelinizi bulmalısınız.

Yüz şekline göre saç kesilirken kuaförünüzle uzun uzun bir diyalog yapmalı, yüzünüzü mü, saçınızı mı ön plana çıkarmak istediğinizi belirtmelisiniz. Kilo, boy, giyim tarzınız ve hatta kişiliğinizi bile konuşmalı ve ona göre saç kesimi yaptırmalısınız.


21:12 | 0 yorum

Yapabileceğiniz seks fantazileri

Fantazilerinizde her iki tarafında güvenliği önemli 

Seksüel fantazilerin farklı ya da aykırı olması çiftler arasında anlaşmazlıklara neden olabilir. 
Bir kadın seks fantazileri hakkında konuşuyorsa, sevdiği bir fotoğraf ya da senaryodan bahsediyor demektir. Yani çoğunlukla prenses gibi muamele görmek isteyen 15 yaşında bir köylü kızıdır. Kadın olmak, kadınların en büyük fantazisidir. Kadınlarda zorla sahip olunma ortak fantazidir. Kadınların bu tür fantaziler kurmalarının nedeni çekingenlikleri ile baş edebilme çabalarıdır.

Kadınlar fantazilerini neden paylaşmaz?

Kadınlar kendi fantazilerini kendilerine saklarlar. Partnerlerinin onları bu sebeple üzecekleri düşündükleri için cinsel içerikli rüyalarını bile paylaşmazlar. Ancak kadınların fantazilerinden dolayı suçlu hissetmelerine gerek yok, sadece biraz eğlenmeleri yeterli olacaktır. Seks fantazinizi bir erkeğe anlatırsanız, gerçeğe dönüştürmekten çok hoşlanacaktır. Egzotik rüyalardan ya da diğer hayallerinizden etkilenerek oluşturacağınız fantazinizi gerçeğe dönüştürmenizde sakınca yok.

Erkeklerin cinsel fantazileri ise çoğu zaman oral seks, kölelik ya da birden fazla kadınla aşk yapmaktır. Fantazilerinizi gerçekleştirirken gerçekte karşınızdaki partnerinizi incitmemesine dikkat edin. Örneğin yatakta 3 kişi olmak karşınızdaki kişinin duygularını oldukça incitebilir. Aynı şekilde partnerinizle kölelik fantazilerinizi gerçekleştirmek istemeniz ilişkinizde ciddi sorunlara neden olabilir. Eğer onu gerçekten seviyorsanız neyin onu mutsuz edeceğini ve kızdıracağını bilirsiniz. Bu tür riskleri göz önünde bulundurmanız ve onun onayını almanız doğru olur. Bununla beraber fantazilerinizde her iki tarafında güvenliği önemli. Güvenliğinizden emin oluncaya kadar riskli görünen fantazilerinizi gerçekleştirmeyin.

Fantazilerinizi gözden geçirin

Çoğu çift, fantaziler sebebiyle tartışmalar yaşayabilir. Partneriniz sizi gerçekten seviyorsa sizi yanlış anlamayacaktır. Siz de onu düşünüyorsanız güvenli olmayan birşeye kalkışmayacaksınızdır. Ortak, eğlenceli bir fantazide buluşmanız mümkün olacaktır.  Şimdi hayal ettiğiniz fantazilerin hangilerinin uygulanabilir olduğunu gözden geçirmeye ne dersiniz?


21:11 | 0 yorum

Yüzümü ne zaman gerdireyim?

Bu yüz germenin etkisi ne kadar sürer? 

Eğer yüzünüzde sarkma yoksa cerrahın kapısını çalmayın. Yüzde sarkmayı önleyici ameliyat yoktur, sarkmayı tedavi edecek ameliyat vardır.
Günün birinde aynaya baktığımızda ve yüzümüzün yerçekimine yenildiğini fark ettiğimizde kendiliğinden başımızı dik tutarak yüzümüzü gergin görmeye çalışırız. İşte bu an face lifting ile tanışma zamanının geldiğinin sinyalleridir.

Sarkmamış bir yüzde kuvvetli mimik adalelerinin ortaya çıkardığı kırışıklıkları yüz germe ameliyatı ile yok etmek mümkün değildir. Bu yalnızca adalelerin fonksiyonunun giderilmesi ile mümkün olur -ki bu da hareketsiz, ifadesiz bir yüz görünümü yaratabilir.

Yılların ve yaşam şartlarının geride bıraktığı izleri yok etmek hastalarımın birincil isteklerindendir. Yüz bundan dolayı "ruhun vitrini" olarak tanımlanır. Kişi yüz adalelerinin yansıttığı ifade tarzıyla iç dünyasını dışa vurur. Yüzde çirkin bir görünüm yaratmak için 60 adalenin kasılması gerekirken bir gülüş için 10 adalenin fonksiyonu yeterlidir.

Yüz uyum içinde yaşlanıp sarkar. Dolayısıyla gerilmesi de uyum içinde olmalıdır Yüzde gerilmesi gereken aşağı doğru sarkmış üç bölüm vardır: Alın, yanaklar ve boyun. Yüzün yaşlanması ve sarkması bir uyum içindedir. Dolayısıyla gerilmesi de uyum içinde olmalıdır. Hastalarım genellikle yüzün bir bölümünün sarkmasından şikayet  eder ve bu durumun düzeltilmesini isterler. Çünkü kendileri aynanın karşısında defalarca iki parmakları ile o sarkmış bölgeyi gerdirmişlerdir. En güzel örnek de boyun derisini baş ve işaret parmağı arasında tutup kulak arkasına çekmeleridir. Çünkü en çok göze çarpan sarkıklık oradadır. Ancak yüzün diğer bölgelerini eski durumunda bırakıp sadece boynu germek uyumu bozduğundan aslında tüm yüze ameliyat edilmiş bir yüz görünümü verir.

Oysa yüz germe ameliyatından sonra yüzün gençleşmiş ifadesi doğal olmalı ve yüz yapısı uyumunu korumalıdır. Ameliyatın sonucu kişinin görünümünü yıllarca geriye bile götürse, bu genç görünüm hastanın yakınlarınca bilinen, hafızalardaki tanıdık yüz ifadesinden uzaklaşıp yabancı bir yüz gibi algılanmamalıdır. Bence bir plastik cerrahın en hoşuna gidebilecek söz, hastasına başkalarının "Ameliyatın çok güzel yapılmış" yerine "Çok güzel, genç ve dinlenmiş görünüyorsun" demesidir. Bu da ancak yüzün iyi bir analizden sonra uyumu koruyucu bir strateji ile ameliyat edilmesiyle mümkündür. Bu kazanılmış güzel görünüm kişinin sosyal ve duygusal yaşamını mutlaka pozitif bir şekilde etkileyecektir. Kişinin kendine güveni artacak, kendini daha iyi hissedecektir. Ama bu etkiyi fazla abartıp da, Dr. Ulrich Hinderer'in söylediği gibi, bu tür estetik ameliyatları her zaman "bıçak ile psikoterapi" diye tanımlamak doğru değildir.

Face lifting'in yaşı yoktur, dokuda sarkmanın olup olmadığı önemlidir

Face lifting kötü anıların ve duyguların bıraktığı izleri silebilir ama yaşanmakta olan ruhsal çöküntüyü asla... Hastalarımın ruh dünyalarında fırtınaların estiği ve benim fark etmediğim anlarda yaptığım yüz estetiği operasyonları hem hastanın hem de benim başımı ağrıtmıştır. Yüz germe ameliyatı isteyen hastalarıma şunları söylüyorum: "Eğer kendinizi genç, canlı ve dinamik hissederken aynaya baktığınızda yorgun ve yaşlı bir yüz görüyorsanız, bu farklılığı ameliyatla gidermek istemeniz normaldir."
                   
Yüz germe ameliyatı denilince hemen aklınıza tüm yüz derisinin, deri altı yapılarından ayrılıp bütün kırışıklıkların giderilerek gerilmesi gelebilir. Bütün kırışıklıklar giderilirse mimiksiz bir yüz ortaya çıkar ki bu, yüze bir maske görünümü verir. Oysa alın ortasındaki, göz ve dudak etrafındaki kırışıklıklar ilave yöntemlerle ayrıca tedavi edilebilir.

Hastaların konsültasyonlarda hep sorduğu bir soru vardır: "Bu yüz germenin etkisi ne kadar sürer?" Benim verdiğim yanıt ise "ömür boyu"dur. Sık sorulan ikinci soru ise şu: "Bu ameliyatı şimdi mi yaptırayım, yoksa daha bekleyeyim mi?" Ben bu soruyu karşı bir soru ile cevaplandırmak isterim: "Sizi mutlu edebilecek, beğendiğiniz, hoşunuza gidebilecek bir şeye sahip olma imkanınız olduğunda, bu mutluluğu hemen yaşamak mı yoksa 4-5 yıl  ertelemek mi istersiniz?" Kısacası face liftingin yaşı yoktur, dokuda sarkmanın olup olmadığı önemlidir. Yüzünüzde hiç sarkma yoksa plastik cerrahın kapısını çalmanıza da gerek yoktur çünkü yüzde sarkmayı önleyici ameliyat yoktur, yüzde sarkmayı tedavi edecek ameliyat vardır. Bunun yaşı ise sarkmanın belirginleşmesi ile başlar. Yapılacak ameliyatın metodu ve kapsamı da bu sarkmanın derecesi ile alakalıdır.


21:10 | 0 yorum

Lohusalığın saç dökülmesine etkisi var mı?

Yazan: NetWork Grup on 24 Mart 2012 Cumartesi | 16:41

Lohusalığın saç dökülmesine etkisi var mı?
Hamilelikte östrojen hormonu yükseldiği için saçlar genellikle büyüme evresinde kalıyor. Doğumdan sonra ilk 2-6 ay arasındaki dönemde ise saç doğal dökülme evresini yaşayarak yenileniyor.

Doğumdan sonraki dönemde, ‘saç çıkarır ve dökülmeyi durdurur’ umuduyla satın alınan ürünlerin her zaman işe yaramadığını belirten Trikolojist Burcu Çayözü, dökülme sürecinin uzadığı durumlarda mutlaka uzman yardımı almak gerektiğini söyledi.

Doğumdan sonraki 2-6 aylık dönemde görülen yoğun saç dökülmeleri çok sık rastlanan bir şikâyet. Uzmanlar da doğum sonrasında yaşanan saç dökülmelerini normal kabul ediyor. Sorunun sebebi, ‘hamilelik boyunca yüksek seyreden östrojen hormonunun doğum sonrasında normal seviyesine inmesi’ olarak gösteriliyor.

Saç Sağlığı Uzmanı Burcu Çayözü, hamilelik sürecinde saçlarda meydana gelen değişiklikleri şöyle anlatıyor:

“Hamilelik boyunca, östrojen hormonunun yükselmesi sebebiyle saçlar ağırlıklı olarak büyüme evresinde kalıyor. Çok az saç normal döngüsü olan dökülme evresini yaşıyor. Hamilelikte dökülmeyen saçlar ise doğumdan sonraki 2-6 ay arasında doğal olan dökülme evresini – toplu halde- gerçekleştirip yenilenir. Dolayısıyla normal koşullarda bu geçici bir saç dökülmesidir ve kalıcı bir saç kaybı yaşanmaz. Saçlar zaman içinde aynen geri kazanılır. Ancak hamilelik sonrası dönemin fiziksel olarak da zorlayıcı bir dönem olduğunu unutmamak gerekir.

Uykusuzluk, emzirme gibi aktiviteler fazla enerji sarf ettirdiği için vücudu zorlar. Bir de saç dökülmesinin yarattığı stres eklenince süreç daha da zorlaşıp uzayabilir. Bu dönemde annenin kansız kalmamasına önem verilmeli ve başka bir sağlık sorunu olmadığından emin olunmalıdır. Bunun dışında saç deri sağlığı da saçın sağlıklı dönüşünde önemli rol oynar. Saçın günlük yıkanması ve kaliteli marka şampuanların kullanılması da önemlidir.”

Saç ürünlerine dikkat

Normal koşullarda doğumdan sonraki bir yıl içinde saçların normal haline döndüğünü vurgulayan Çayözü’ne göre bu konuda istisnalar da var:

“Çok ender rastlansa da, bazı kadınlar doğum sonrası saçlarının hiçbir zaman eskisi gibi olmadığını gözlemler. Bu durumun sebebi genellikle sağlık problemleri, stres, saça taşınan besin ve oksijenin azalması veya demir eksikliğine bağlı kansızlıktır. Piyasada satılan ‘saç çıkarır veya dökülmeyi durdurur’ vaadinde bulunan ürünlere bu süreçte fazla güvenmemek gerekir. Saç dökülmesi 4 aydan fazla aynı yoğunlukta devam ederse veya yeni çıkan saçların kalitesi eskisinden farklıysa öncelikle bir uzmandan yardım almak gerekir.”

Bu dönemlerde saç dökülmesi artar

Saç Sağlığı Uzmanı Burcu Çayözü, kadınlarda hormonal değişiklik yaşanan hamilelik sonrası, düşük veya kürtaj sonrası, doğum kontrol hapı kullanıp bırakmak ve hormon replasmanı dönemlerinde saç dökülmesinde artış olduğunu da sözlerine ekledi.
16:41 | 0 yorum

Leyla ile Mecnun'un Müzik Dehası Mehmet Erdem Albüm Çıkarıyor

Yazan: NetWork Grup on 22 Mart 2012 Perşembe | 12:06

Leyla ile Mecnun’un müziklerini yapan ve internet ortamında şarkıları büyük ilgi gören Mehmet Erdem, Mart ayında kendi albümünü çıkaracağını duyurarak hayranlarını sevindirdi. Çeşitli film ve diziler için yaptığı müziklerle konuşulan sanatçı, bu sefer de “Hakim Bey” adlı çıkış şarkısıyla ses getireceğe benziyor!

Uzun yıllardır farklı projelerle müzik dünyasının içinde yer alan Mehmet Erdem, son dönemin en sevilen dizilerinden “Leyla ile Mecnun”un da müziklerini yapıyor. “Deli Deli Olma” adlı filme Özgür Akgül ile beraber yaptığı müzikle “Altın Portakal Film Festivali”nde “En İyi Film Müziği” dalında ödül alan Mehmet Erdem, kariyeri boyunca yaptığı film ve dizi müzikleriyle isminden sıkça söz ettirmiş bir sanatçı… “Çalgı Çengi”, “Memleket Meselesi”, “Sizi Seviyorum”, “Polis”, “Dol”,“Avrupa Avrupa”, “Kalbim Seni Seçti”, “Kalpsiz Adam”, “Sınıf” gibi birçok başarılı film ve dizinin müzikleri de bu listede yer alıyor.



Şimdi de kendi albümüyle müzikseverlerle buluşmaya hazırlanan sanatçı, yeni albümünden sözü ve bestesi Sezen Aksu’ya ait olan “Hakim Bey” adlı şarkıyı müzikseverlerin beğenisine sunuyor. Mehmet Erdem’in kendine has vokaliyle Türk Pop müziğine yeni bir heyecan katacak olan albüm, Mart ayı içerisinde raflardaki yerini alacak.

Bir bumads advertorial içeriğidir.


12:06 | 0 yorum

Peki bu aşk denilen şey nedir?

Yazan: NetWork Grup on 21 Mart 2012 Çarşamba | 22:28

Aşkın sağlığa olumlu etkileri 
Aşk kişiye göre değişen kavram; kimine göre süresi, kimine göre şekli önemlidir.

Bazılarına göre aşkın organı kalp, kimine göre ise beyin. "Aşk olmazsa meşk olsun" söyleyen de var, aşkın platoniğini seçen de.

Peki bu aşk denilen şey nedir? Bilim adamlarına göre beyin aktivitesi. Beyinde artan hormanlarla duygu değişimleri; dopamin, norepinefrin, feniletilamin gibi çeşitli beyin içindeki hormanların aktivasyonları. Memorial Suadiye Tıp Merkezi Dahiliye Bölümü'nden Uz. Dr. İsmail Yağız, "aşkın sağlığa olumlu etkileri" hakkında bilgi verdi.

Aşk sadece bir duygu mudur? Gösterilebilir mi?

Aşık bireylerin beyin MR görüntüleri incelendiğinde özellikle dopamin içeren bölgelerin, yani beyin sağ bölgesinin yoğun bir biçimde aktivitesinin arttığı gözleniyor. Dopamin vücuda enerji veriyor, iştahı azaltıyor, ilgiyi artırıyor, uykusuzluk, sürekli karşı tarafa odaklanma, onu düşünmeyi sağlıyor. Aşkın 3 fazının ilk dönemi bu şekilde gösteriliyor. Aşkın 2. ve 3. döneminde ise biraz daha sakinlik, sevgi, iletişim, koku duyguları, alışkanlık ve güven hissi ön planda. Bu dönemlerde ise serotonin ve diğer mutluluk sağlayan endorfinler etkili.

Peki "aşk olmazsa meşk olsun" diyebiliyor muyuz?
Yapılan bilimsel çalışmalarda intihar girişiminde bulunan gençlerde kalp kırıklığı, terk edilme, aşkın kabul görmemesi gibi nedenler var. Aşk problemleri özellikle genç bireylerde toplum dışına itilme, yalnızlık ve depresyonu tetikleyerek yaşam isteğini azaltıyor. Kırık kalpli gençlerin hayatları incelendiğinde aile ilişkilerinde problemler, şefkat ve ilgi eksiklikleri gözleniyor. Hükümetler gençlerin üzerine daha fazla durulması, sosyal ilişkilerin güçlendirilmesi, gençlik cesaretinin olumsuz bir sonuca yol açmaması için önlemler alınması üzerinde duruyorlar.

Aşık olmak kilo vermede büyük bir etken
Aşk hem psikolojik hem de fizyolojik etkileri ile sağlığa iyi geliyor. Fiziksel etkilerde iştahsızlık ve metabolizma  hızının artması başı çekiyor.

Aşkın fiziksel etkileri:

1.Kan akımının düzenlenmesi
 Dopamin ve norepinefrin kan akımını artırır.

2.İştah azalması
Tokluk merkezinin uyarılmasıyla açlık hissi kaybolur

3.Kalp ritminin hızlanması
Noradrenalin kalp atım hızını artırır.

4.Yağ yakımı
Stres hormonları olarak bilinen noradrenalin yağ yıkımını sağlar.

5.Metabolizmanın hızlanması
Kilo kontoru ve zayıflık sağlar

6.Hafıza ve becerilerin artması
Artan kan beyin kan akımı hafıza ve becerilerin artmasını sağlar.

7.Ağrıyı daha az hissetme
Güçlü vücut içi morfin olan endorfinler hem ağrı algısını azaltır hem de mutluluk sağlar.

8.Bağışıklık sisteminin güçlenmesi
Endorfin ve serotonin yüksekliği bağışıklık sistemini güçlendirir.

9.Cilt sağlığının artması
Kan akımı değişiklikleri ve seks hormonlarının artması ciltte duruluk ve canlılık sağlar.

10.Östrojen ve testosteron artması
Üreme isteğini artırır.

Aşkın psikolojik etkileri arasında motivasyonu artırma yönü ön plana çıkıyor. Kişinin kendisine olan güveninin artması da hem sosyal hayatta hem de iş yaşamında başarıyı getirebiliyor.

Psikolojik etkiler:


1.Motivasyonun artması
Kendine güvenen ve enerjik bir bünye, konsantrasyon yoğunluğunu sağlar.

2.Anti depresan etkiler
Kullanılan antidepresanlar serotonin ve noradrenalin türevi maddeler içerir.

3.Özgüven ve başarı
Mesleksel başarılara imza atılır.

4.Dışa dönük, sosyal kişilik yapısı
Mutlu ve sosyal bir kişilik yapısı sağlar.

Aşk sağlıklı bir biçimde yaşandığında bağışıklık sistemi üzerindeki olumlu etkileri sayesinde hastalıklardan koruyabiliyor. Kişinin tüm güzellikleri ile yaşadığı aşka dengeli ve sağlıklı bir yaşam şeklini de eklemesi gerekiyor.

22:28 | 0 yorum

Cinsel gücünü artıran 18 bitki türü

Şifalı bitkiler, kişilerin imdadına yetişiyor 
Şifalı bitkiler, stres nedeniyle cinsel isteksizlik  yaşayan kişilerin imdadına yetişiyor.

Uzmanlar, cinsel sorunların ortaya çıkmasında, psikolojik faktörlerin önemli ölçüde rol oynadığını dile getiriyor. Şifalı bitkiler, stres nedeniyle cinsel isteksizlik yaşayan kişilerin imdadına yetişiyor.

Bitki çayları: Vücuttaki sıvıların akışını hızlandıran bitki çayları içilince, kan dolaşımı hızlanır, tutkularda ve heyecanlarda artış olur. Enerji seviyesini de yükselten bitki çayları seks yaşamını canlandırır.

Ginseng: Binlerce yıllardır Çin'de ilaç yapımında kullanılan ginseng; hormonal sistemi uyarır, erken yaşlanma sürecini yavaşlatır ve göz ardı edilemeyecek güçler verir.

Rezene: Bilinen en eski afrodizyaklardan olan rezeneden her gün bir parça alınması cinsel gücü artırır. Rezenenin tohumundan çay da yapılarak içilebilir.

Lavanta: Salata ve yemek soslarına konan birkaç damla lavanta, seks hayatını güçlendirir.

Karanfil tanesi: Doğal afrodizyakların en güçlülerinden biri olan karanfil tanesi, yorgunluğa da iyi gelir.

Haşhaş Tohumu: Cinsel performansı artırır.

Polen: Son yıllarda afrodizyak olarak kullanılan polenin yapısında, belli ölçüde testosteron ve diğer cinsiyet hormonları bulunuyor. Ayrıca içerisinde birçok vitamin mineral ve amino asit bulunur.

Zencefil: Yüzyıllardır duyguları harekete geçirmek için hazırlanan içkilerin karışımında kullanılan zencefil, insanı daha ateşli yapar. (Kanı sulandıran ilaç kullananların dikkatli olmaları gerekiyor. Ayrıca, fazla tüketildiğinde de bağırsakları rahatsız eder.) Yemeklerde bahart olarak kullanılabilir. Balla karıştırılıp yenebilir. Bir hafta veya 10 gün kadar kullanılmalıdır.

Tarçın: İştah açıcıdır. Sinirsel rahatlık veren bir kokusu vardır. Gaz söktürücü ve antiseptik özellikleri vardır. Afrodizyak olarak da kullanılabilir. Kışın içilen bitki çaylarına konulabilir. Tarçın yağı hoş kokusundan dolayı masaj yağı olarak da kullanılabilir.

Hardal: Cinsel bezlerin işleyişini hızlandırır.

Yasemin: Likörleri kokulandıran, harika kokulu yasemin çiçeği, etkili bir uyarıcıdır.

Süsen: Süsen kökü tozu, her iki cins için de güçlü bir afrodizyaktır.

Meyan Kökü: Meyan kökünden elde edilen toz, maden suyu ile karıştırılınca kadınlar için çok etkili bir afrodizyak haline gelir.

Vanilya: Merkezi sinir sistemine etki ederek kokusuyla uyarıcı etki yaratır.

Roka: Bolca demir ve C vitamini içeren roka, alyuvarlar için iyidir. Ayrıca, cinsel gücü de artırır.

Maydanoz: Yemeklere lezzet katan maydanoz, cinsel yaşama da lezzet katar.

Kekik: Güçlü etkileri olan kekik, özellikle erkeklerde uyarıcıdır.

Arı Sütü: Cinsel bezleri geliştiren arı sütünün etkileri, kısa zamanda hissedilir.

22:24 | 0 yorum

Güzellik ve ferahlık deniz tuzunda

Tuzların sayısız yararları ve güzelliğe
nasıl katkı sağladığını pek insan bilmiyor 
Çok büyük paralar harcayarak SPA salonlarına gitmenize gerek yok. Güzellik ve ferahlık deniz tuzunda.

Doğal malzemelerle peeling ürününüzü kendiniz yapabilirsiniz. Ölü deniz tuzları ve bitki yağlarıyla birlikte özel karışımlar elde ederek, yüzünüze ve bedeninize uygulayabilir, banyonuzda mini bir SPA salonu oluşturmak mümkün.

Tuzların sayısız yararları ve güzelliğe nasıl katkı sağladığını pek insan bilmiyor. Çok yoğun günlük hayatta, evde zaman ayırıp deniz tuzu kullanarak, maske ve vücut karışımları yapmak biraz zor gibi görünüyor. Ama biraz güzel görünmeye vakit ayırın. Bunun için ölü deniz tuzu ya da kaya tuzu kullanabilirsiniz. Bu tuzlar magnezyum, potasyum, kalsiyum klorit, bromit, demir, manganez ve sülfür bakımından çok zengindirler. Cilt problemlerini çözme ve vücutta birikmiş toksinleri atma gibi sayısız yararları vardır. Deniz ve kaya tuzları ile bazı kolay güzellik tariflerinden söz edeceğim size...

Deniz tuzu ile hem yüzünüzü hem de vücudunuzu fırçalayabilirsiniz. Fırçadan sonra mat görüntü cildinizi terk edecek; sıkı bir yapı, ipeksi bir pürüzsüzlük hissedeceksiniz. Bu fırçalamada amaç sadece ölü deri hücrelerini üst cilt tabakasından kaldırmak değil, aynı zamanda cildi beslemek, nemlendirmek ve yatıştırmak gibi çok önemli yararlar söz konusu. İnsanlar büyük paralar vererek, bu yüzden SPA salonlarına gidiyorlar. Ben, size bunun evde yapılan yollarından söz edeceğim...

Uzak denizlerin içindeki güzellik sırlarını keşfederek farklı bir ten elde edebilirsiniz. Tuzun katıldığı özel maskelerle vücudu fırçalayınca, müthiş bir rahatlık hissedeceksiniz. Uzun bir günün ardından dinlenmek için bir yol mu arıyorsunuz? Banyo suyunuza bir avuç deniz tuzunu atın. Yanına lavanta ve kuru gül yaprakları da ekleyin. Tuzun teni canlandırıcı, arındırıcı gücünü bu suda 20 dakika kaldıktan sonra göreceksiniz.

Mükemmel ve doğal bir cilt losyonu

Yüz ve beden için kaya tuzu karışımlı özel bulamaçları da unutmamak gerekir. Örneğin yüzünüz için yarım çorba kaşığı kaya tuzunun içine, bir çorba kaşığı bal karıştırırsanız mükemmel bir cilt canlandırıcı malzemeye sahip olmuş olursunuz. Veya bal yerine yarım çorba kaşığı gül yağı ekleyip, yüzünüzde daha farklı bir etki oluşturabilirsiniz. Bu karışımda önce tuzun en küçük parçalara kadar erimesini beklemelisiniz. Tuzlar peeling yapacak kadar küçük iriliğe ulaştıktan sonra, malzemeyi yüzünüze krem gibi uygulayın. Sonra orta sertlikte bir yüz fırçası ile fırçalayın. (Göz çevrenize sürmeyin) Bu işlemi dairesel şekillerle gerçekleştirin. Tuz-bal ikilisini vücudunuza uyguladığınızda ise yine aynı şekilde fırçalayın bedenininizi. Ama beden için tuz miktarı bir dolu çorba kaşığı, bal ise üç kaşık olmalı. En sonunda önce sıcak, sonra ılık su ile duş alın.

Zeytinyağlı deniz tuzu karışımı

1 çorba kaşığı deniz tuzu ve 3 çorba kaşığı zeytinyağını karıştırın. Hazırladığınız karışımı, dairesel hareketlerle vücudunuza sürün. Topuklar, dirsek, diz gibi bölgelere daha fazla masaj yapın. 10-15 dakika bekleyin. Sonra ılık duş alın. Sabunla duş almak için 1 saat bekleyin. Bu işlem minerallerle besliyor. Gözenekleri tıkayan ölü deri temizleniyor, cilt yumuşak ve pırıl pırıl oluyor.

Deniz tuzu güçlü anti-aging etkisinin yanı sıra kan dolaşımını da hızlandırır, dokuların elastikiyetini sağlar ve lenf sistemini harekete geçirir. Müthiş bir ferahlık ve rahatlama duygusu verir. Birer sağlık ve güzellik deposu olan bu karışımları 15 günde bir veya ayda bir uygulayabilirsiniz. Yalnız gerçek ölü deniz veya kaya tuzu olmasına dikkat edin.
22:22 | 0 yorum

İliskilerde yasanan 5 Hata

Birbirinize bağlanmak için yeni bir aşama kaydedin 
Neden hala gereksiz tartışmalar içindesiniz? Kötü iletişim kurmanız yüzünden. Bunları yapmamayı öğrenin.

Sevgiliniz ile birbirinizi tamamen tanıdığınızı düşünebilirsiniz. Ama birbirini çok iyi tanıyan ve birbirlerine uygun olan eşlerde de ayrılabilirler. Çoğu çift birbirleriyle kötü iletişim kurarlar. Bunlar o kadar gizlidir ki bazen iletişim kurulmadığında da ortaya çıkar ama bu tartışmalar olduğunda partnerler birbirlerini daha az bağlı hissederler.

Bu gizli tuzakları engellemek için öncelikleri onları fark etmelisiniz. Bu yüzden biz en temel olan 5 tanesinin altını çizdik. Bu tuzakları engellemek için uzmanların tavsiyelerini dinleyin ve birbirinize bağlanmak için yeni bir aşama kaydedin.

1. Hata: Bazı bilgilerin eksik kalması

Mesela, erkek arkadaşınıza Perşembe akşamı için arkadaşlarınızla bir yemek organize ettiğiniz söylediniz. Ama bunu aslında tam olarak planlamadınız ve erkek arkadaşınıza da kiminle, nerede, saat kaçta bu yemeğin olacağını söylemediniz. Sevgilinizin bu boşlukları doldurmasını bekliyorsunuz ama eğer ona kısa bilgiler verirseniz bu fikrinizi kabul etmeyecektir.

Çiftlerin kendi aralarında konuşmaları arkadaşları ile konuşmalarından çok farklıdır. Çiftler birbirleri ile olmaya o kadar alışmışlardır ki konuşmaları sırasında bazı boşluklar olur. Karşı taraftan konuşmadığınız şeylerin anlaşılması beklenir. Ama anlaşulmadığı zaman bütün problemler açığa çıkar.

İlişkilerde terslikler tabii ki olabilir, bunları farkettiğinizde düzeltmesi daha kolay olur. İlk olarak sevgilinize bir bilgi verirken planlı olun. Ve eğer o size birşey söylerse detayları ile öğrenmeye çalışın onu geçiştirmeyin.

2. Hata: Zamanlama önemlidir

Bayanların hepsinin bilmesi gereken birşey erkek arkadaşınız televizyon izlerken onunla konuşmak imkansızdır. Televizyon izlerken ekrana kilitlenirler, beyinlerini kapatırlar ve iletişim kuramazlar.

Bunun yanı sıra, erkek arkadaşınızın siz önemli birşey yaparken mesela işe gitmek için hazırlanırken, tartışma çıkardığını fark edebilirsiniz. Erkekler tartışmaktan hoşlanmazlar bu yüzden sizin meşgul olduğunuz bir anı seçerler. Böylece bütün ilginizi konuşmaya veremezsiniz ve tartışma konusu çok uzamadan kapanır.

Tahminen yanlış zamanı seçmek konuşmanın yönünü değiştirebilir. Bu yüzden erkek arkadaşınızla konuşmadan önce ona doğru zamanın olup olmadığını sorun. Mesela: 'Tatil planımız için konuşmak istiyorum. Senin için de uygun mu?' diye sorabilirsiniz. Partnerinize konuşmak isteğiniz konuyu detaylı bir şekilde söylerseniz o da bu konunun acil olup olmadığını düşünür ve ona göre konuşmaya karar verir. Bunu yapmayı başarabilirseniz fark edeceksiniz ki bu konu ile ilgili konuşmaya başlayacaktır. Eğer ciddi bir konuşma yapacaksanız ikinizinde önemli bir iş yapmadığı, bir şeye odaklanmadığı bir zamanı seçin. Mesela araba kullanırken, yürüyüş yaparken yada yemek pişirirken. Başka bir işle meşgul olduğunuz için konuşmanız daha rahat ve daha sorunsuz olacaktır.

3. Hata: Önce şartlandırma cümleleri kuruyorsunuz

Genelde kadınlar erkek arkadaşlarının kızacakları bir şey söylemeden önce 'Sana bir şey söyleceğim ama kızacaksın...' ya da 'Bunu sevmeyeceksin ama....' gibi cümleler kurarlar. Bu onları sakinleştireceğine daha fazla sinirlendirir. Kadınlar erkek arkadaşlarını probleme alıştırmaya çalışırlar. Ama erkekler bunu sinirlenmek için bir sinyal olarak algılarlar. Bunu duyduklarında sizinle kavga etmek için kendilerini hazırlar. Markete gitmek için arabasını bile isteyecek olsanız bu şekilde yaklaştığınızda sizinle tartışma içine gireceklerdir. Bunun yerine 'Çok önemli birşey değil ama benimle büyükanneme kadar gelir misin?' şeklinde konuşabilirsiniz. Böylece daha pozitif bir konuşma ile karşılaşacaksınız.

4. Hata: Monolog'a dönüşüyor

Sevgilinize bir hikaye anlatıyorsunuz, onun gözleri kapanmaya başlıyor ve sessizleşiyor. Bu çok sinir bozucu bir durum. Bu Cumartesi günü arkadaşlarınızla ne yaptığınızın onu ilgilendirmediğini göstermiyor. Sadece bu hikaye ona sözlü bir kasırga gibi geliyor.

Ona bastiçe anlatın, bütün ufak detayları anlatırsanız ilgisini çekmeyecektir. Erkekler sizi sadece üç dakika boyunca dikkatlice dinleyebilirler. Anlattığınız konuyu ne kadar uzatırsanız onu o kadar kaybedersiniz. Bunun sonucunda çılgına döner ve ona bağırmaya başlarsınız.

Bu sorunu çözmenin iki tane yolu vardır. Birincisi, onun sadece sizi bu kadar uzun ve sizi kesmeden dinleyebileceği gerçeğinde hassas davranın. Onu konuşmaya dahil etmek için arada bazı sorular sorun. Konuşmadan kendisini soyutlaması çok kolaydır ama eğer onun ilgisini çekmeyi başarırsanız konuşmaya dahil olacaktır. Ayrıca konuşma sırasında koluna yada bacağına dokunarak fiziksel bir iletişim kurarsanız bu onun ilgisini çekecektir.

5. Hata: Sınır yok

Genel olarak dürüstlük çok güzel birşeydir. Ama dürüst olacağınız konular konusunda dikkatli olun. Eminiz ki eski sevgililerinizin sayısı onu ilgilendirmeyecektir. Çiftler partnerlerinin onlar hakkında herşeyi bilmelerinin iyi olduğunu düşünür ve bütün sırlarını onlarla paylaşırlar. Fakat bu sanıldığı gibi iyi birşey değildir. Ona yarardan çok zarar sağlayacak konular hakkında dürüst davranmak düşüncesiz bir dürüstlüktür. Sizi birbirinize bağlayan küçük sırları onunla paylaşın ama kendiniz ile ilgili en ufak detayları ona anlatmayın.

Kaynak:ivillage.mynet.com

22:19 | 0 yorum

Başarılı bir masajın sırları

Konunun uzmanlarının önerdikleri teknikler 
Birbirinize masaj yapmak sevgilinizle aranızda özel bir bağ kurulmasını sağlar. Ayrıca sizi günlük hayatın stresinden uzaklaştırır.

Sevgilinizi rahatlatıp dinlendirmek ve aynı zamanda aranızdaki heyecanı ateşlemek istiyorsanız, başarılı bir masajın sırlarını öğrenmenizi öneriyoruz.

Birbirinize masaj yapmak sevgilinizle aranızda özel bir bağ kurulmasını sağlar. Ayrıca sizi günlük hayatın stresinden uzaklaştırır. Başarılı bir masajın sırlarını merak ediyorsanız, konunun uzmanlarının önerdikleri tekniklere bir göz atın.

ENERJİ VEREN MASAJ

Dokunma stratejisi:
Hızlı hareketler kasları uyarır ve metabolizmayı harekete geçirir. Böylelikle sevgiliniz, enerjik hissedecektir.

Masaj yağı:
Masajda kullanılacak limon ve narenciye esansları kişinin ruh halini bir anda değiştirebilecek bir yapıya sahiptir.

Bu hareketleri deneyin:
* Erkek arkadaşınızı başına masaj yaparak uyandırın. Kafa derisinde birçok sinir ucu bulunur. Bu sinir uçlarını uyarmak onun canlanmasını sağlar. Koltukta oturun ve sevgilinizin bacaklarınızın arasında yere oturmasını sağlayın. Parmak uçlarınızla tepe noktasından boynuna doğru ovun. Bu hareketi birkaç kez tekrar ettikten sonra parmaklarınızı daha geniş bir açıyla başında gezdirin.

* Daha etkili bir canlanma etkisi için ondan karnının üzerine yatmasını isteyin. Ardından sırtına hafif darbelerle dokunmaya başlayın, öncelikle omurgasında aşağı yukarı ilerleyin. Daha sonra aynı hareketi sırtının sağ ve sol bölgelerine uygulayın. Avuç içlerinizle bastırarak gerginliğini azaltın. Böylece güne ağrısız başlamasını sağlayabilirsiniz. Şimdi şımartılma sırası sizde.

UYKU MASAJI

Dokunma stratejisi:
Belirli bir bölgeye uygulayacağınız baskı, günün bütün stresi ve yorgunluğunu üzerinden atmasını sağlar.

Masaj yağı:
Lavanta yağı tam bir uyku ilacı etkisi yaratır. Uygulayacağınız yağ sevgilinizin kolayca uyku moduna girmesini sağlar.

Bu hareketleri deneyin:
* Gün içerisinde saatlerce koşuşturduktan sonra ayaklarınızdaki kaslar iyice gerilir. Sevgilinizden başparmaklarının ucuyla ayağınızın üzerine birkaç saniye bastırıp bırakmasını isteyin. Ardından elinize yönlendirerek işaret parmağınızla başparmağınız arasında kalan etli bölgeyi ovmasını sağlayın. Bu noktaya uygulanan baskı tüm vücudun rahatlamasını sağlar. Sonra aynı hareketleri siz de ona uygulayın.

* Yatmadan önce yapmanız gereken bir hareket daha var; onu sırtüstü yatırın, gözlerini kapamasını söyleyin ve örtüyü beline kadar çekin. Yatakta sevgilinizin yanına oturun ve çoğunlukla ihmal edilen göğüs bölgesine masaj yapın. Ellerinizi, parmaklarınız onun omuzlarına bakacak şekilde göğüs kaslarına düz olarak yerleştirin ve sonra minik yuvarlak hareketlerle hafifçe bastırın. Üzerine yerleştirdiğiniz örtü, belinin altında kalan bölgeyi ısıtırken, sizin uyguladığınız bu masaj tekniği gövdesine giden kan akışını harekete geçirir. Bu birleşim onun uykuya dalmasını kolaylaştırır.

ÖNSEVİŞME MASAJI

Dokunma stratejisi:
Uzun ve neredeyse yok sayılacak temaslar vücuttaki sinirleri uyararak tatlı tatlı ürpermenizi ve birlikte keyifli saatler geçirmenizi sağlar.

Masaj yağı:
Araştırmalara göre salatalık kokusu cinsel dürtüleri harekete geçirerek erojen bölgelerdeki kan akışını hızlandırıyor.

Bu hareketleri deneyin:
* Erkek arkadaşınızdan yatağa sırtüstü uzanmasını isteyin. Avuçlarınızı bastırarak yan yana koyun ve ayak bileklerinden baldırlarının iç kısmına kadar uzun ve hafif dokunuşlar uygulayın! Ardından onu yüzüstü çevirin ve aynı dokunuşları bacağının arkasından kalçasının alt kısmına kadar tekrarlayın. Bu temaslar kan akışının kasıklarına doğru hızlanmasını sağlar ve onu tahrik eder.

* Karnınızın üzerine doğru uzanın ve parmak uçları ile vücudunuzun yan kısımlarına nazikçe dokunmasını sağlayın. Koltuk altlarınızdan başlayarak kalçalarınıza dek uzanan bu erotik dokunuşlar sayesinde tüm vücudunuza zevk sinyalleri gönderebileceksiniz.

GERGİNLİK AZALTICI MASAJ

Dokunma stratejisi:
Derin hareketler gerginliği azaltarak her ikinizin de yumuşamasını sağlar.

Masaj yağı:
İnanılmaz gibi görünse de, nane özleri içeren aromalar zihninizi ciddi anlamda rahatlatır.

Bu hareketleri deneyin:
* Stresli olduklarında, çoğu kadının sırtlarının alt kısmı aşırı gergin bir hal alır. Erkek arkadaşınız bu gerginlikten kurtulmanız için memnuniyetle size yardımcı olacaktır. Karnınızın üzerine doğru yatın ve sevgilinizden avuçlarının alt kısmı ile omurganızın sağ ve solunda kalan bölgelere yavaşça masaj yapmasını isteyin.

* Erkekler bizden farklı olarak streslerini omuzlarda biriktirirler. Gerginliği azaltabilmek için onu bir sandalyeye oturtun ve arkasında ayakta durun. Başparmaklarınızı sırtına, geri kalanları ise omuzlarının üst kısmına yerleştirin ve iki saniye sıkarak bırakın. Bu hareketi sevgiliniz daha rahat hissedene kadar tekrarlayın. Bu dokunuşlara yavaş ve dairesel hareketler ekleyerek kasların içine işleyebilir ve stresinin azalmasını sağlayabilirsiniz.

KENDİ MASAJ YAĞINIZI YAPIN
Hazır masaj yağları elbette daha çok tercih edilir. Ancak, kolay bir tarifle ruh halinize göre belirleyeceğiniz aromalar sayesinde kendi masaj yağınızı yaratabilirsiniz.

Malzemeler:
* Yarım çay bardağı zeytinyağı
* İki damla (organik gıda mağazalarında ve bazı eczanelerde bulabileceğiniz) esansiyel yağ
* Cam veya plastik bir şişe.

Hazırlanışı:
Zeytinyağı ile tercihiniz olan esansiyel yağı şişenin içinde karıştırın (daha güçlü bir aroma için karıştıktan sonra esansiyel yağdan birkaç damla daha kullanabilirsiniz). Bu karışımın birkaç damlasını ellerinize uygulayın ve parmaklarınızla onu büyülemeye hazır olun.

Kaynak:Ekolay.net
22:17 | 0 yorum

Aşk her şeyi de affeder mi?

İşte affedilebilecek ve affedilmeyecek hatalar 

Affedilebilir hatalar 

Küçük yalanlar: Henüz tanışma evresinde sizin ilginizi çekebilmek için söylediği yalanları affedebilirsiniz. Ya da ilişkiniz sırasında sizi üzmemek için başvurduğu zararsız yalanlar da affedilebilir

Öfke anındaki tepkiler: Bazı insanlar öfkelendiklerinde ağızlarından çıkanı kulakları duymaz. Bu bir kişilik özelliğidir ve kolay kolay değişemez. Onurunuzu zedelemeyecek şekilde söylenmiş sözler affedilebilir.

Randevuya gelmemek ya da gecikmek: Elinde olmayan bir Özel günleri unutmak: Özellikle erkeklerde görülen bir durum. Eğer özel günlerinizi unutmayı alışkanlık haline getirmiyorsa, onu affetmenizde sakınca yok. Ancak bir daha unutmaması konusunda mutlaka uyarıda bulunun.

Yeterince vakit ayırmamak: Zaman zaman insan kendi dışındaki sebeplerden dolayı ilişkisine vakit ayıramayabilir. Bunu sorun etmemek gerekiyor. Ancak siz hep son sırada kalıyorsanız dikkat etmelisiniz.

Sorumsuzca davranmak: İlişkilerde her iki tarafın da aynı sorumluluk bilincine sahip olması pek mümkün değil. Bu yüzden bir taraf, diğerinin açığını kapayacak. Size zarar vermediği sürece sorumsuz davranışlar affedilebilir.

Aileye, arkadaşlara düşkünlük: Bu da aşırıya kaçmamak koşuluyla affedilebilecek bir olay.

Küçük ayrılıklar: Tartışmalar bazen istenmeyen sonuçlar doğurabilir. Bir taraf diğerine öyle hissetmese de "Bitti artık" diyebilir. Pireye kızıp yorgan yakmayın. Birkaç günlük ayrılık sizi kendinize getirecektir.

Kaçamak bakışlar: Zaman zaman sevgilinizi başkalarına bakarken yakalayabilirsiniz. Bu sizi sevmediği anlamına gelmez.

Meraklar ve hobiler: Her insanın yapmaktan zevk aldığı hobileri vardır. Hobisine zaman harcıyor diye sevgilinizi terk etmeye kalkmayın.

Affedilmeyecek hatalar 


Şiddet: Size bir fiske bile vuranı asla ama asla affetmeyin. Affederseniz emin olun aynı şeyi, hem de bu kez daha şiddetlisini yapacaktır.

Aldatmak: İşte affedilmeyecek bir hata daha. Aldatmışsa, size aşkı eskisi kadar güçlü değil demektir. Affetseniz bile emin olun bir kez daha aldatılacaksınız. Aldatana kesinlikle bir şans daha vermeyin.

Büyük yalanlar: Hayatınızı etkileyebilecek yalanlardan söz ediyoruz. Örneğin evli olduğu halde "Evli değilim" demesi gibi. Bu tür bir yalanı yakaladığınızda onu hemen postalayın.

Umursamazlık: Yanınızda yokmuşsunuz gibi davranıyorsa, sizinle ilgili hiçbir şeyle ilgilenmiyorsa ondan uzak durun.

Cimrilik: İşte kötü bir özellik daha. Paraya cimri olan aşkına da cimridir. Sizinle ilk tanıştığında para saçan sevgiliniz artık öyle değilse, "Güle güle" demenin zamanı gelmiştir.

Aşağılamak: Sizi herkesin önünde küçük düşürüyorsa, onurunuzu kıracak hareketlerde bulunuyorsa, sakın affetmeyin. Affederseniz, söylediği her şeyi kabullenmiş olursunuz.

Saygısızlık: Bir ilişkide sevgi kadar saygı da önemlidir. Kişiliğinize saygı göstermeyen insanla sakın ama sakın birlikte olmayın.

Değiştirmeye çalışmak: Sizi ya olduğunuz gibi kabul etmeli ya da bu işe hiç başlamamalı. Başladıktan sonra  değiştirmeye çalışıyorsa, affedilmeyecek bir hata yapmış demektir.

Kabalık: Hiç kimsenin bir başkasına kaba davranmaya hakkı yoktur. Kabalığı alışkanlık haline getirmiş kişiyi düzeltemezsiniz. Hemen ayrılın.

Alkol ve uyuşturucu: İlişki başladıktan sonra sevgilinizin alkol ya da uyuşturucu bağımlısı olduğunu fark etmişseniz bir an önce onu terk edin.

22:14 | 0 yorum

Çatlaklar estetikle azalabilir mi?

Yazan: NetWork Grup on 20 Mart 2012 Salı | 20:29

Doğumdan sonra çatlaklar azalabilir
Doğumdan sonra karın germe ameliyatıyla dümdüz bir karına sahip olmak artık imkansız değil.
Hamilelik, sizi dünyanın en güzel varlığını verse de doğumdan sonra vücutta bıraktığı değişikliklerle de hafızanızdan hiç çıkmayacak bir dönem. Özellikle karın bölgesindeki değişiklikler dimi?.

Hamilelik boyunca karın kasları orta hattan kenara doğru kayar ve bebeğe yer açmaya çalıştığı için doğumdan sonra tam olarak eski konumuna dönemez ve karın duvarında bir esneklik ile şişkinlik belirir.

Bunun yanı sıra fazla alınan ve verilemeyen kilolar da karın bölgesindeki şekil bozukluğunu artırır. Üstüne bir de çatlaklar eklenince, doğum yapan çoğu kadın için çıplakken aynaya bakmak üzücü hale gelir. Ama estetik cerrahi, bu durumu sorun olmaktan çıkardı. Deforme olan karın ön duvarının toparlanması için yapılan karın germe ameliyatları (abdominoplasti) artık çok yaygınlaştı.

Çatlaklar azalabilir
Estetik cerrahi uzmanı Doç. Dr. Cihat Baran, karın germede birinci yöntemin, fazla derinin çıkarılması olduğunu anlatıyor. Bu da genellikle göbek deliğinin altındaki deri bölgesinin alınıp, üstteki derinin aşağı çekilerek göbek deliğinin yine orijinal yerinde kalması şeklinde gerçekleştiriliyor.

Aynı seanstaki ikinci işlem ise deforme olmuş kas dokularının ortasındaki hattın da birbirine yanaştırılarak belin inceltilmesi ve karın ön duvarının düzleştirilmesi. Deri fazlalığı yoksa karındaki yağların emilmesiyle düz bir karın yaratılabileceğini söyleyen Dr. Baran, "Kaslarda gevşeme varsa, sezaryan kesi şekli gibi bir kesi ile girip, kasları toparlayıp sadece o bölgeye bir liposuction veya daha küçük bir deriyi çıkarma yöntemiyle değiştirebiliyoruz" diyor.

Karındaki çatlakları yüzde yüz yok etmek mümkün değil. Ancak karın germe operasyonunda, karından atılan deri kadar çatlak da vücuttan atılmış oluyor. Yani tamamen yok olmasa da çatlaklar azalabiliyor.

Ameliyat sonrasında iki gün hastanede kalmak gerekiyor. 15 gün sonra dikişler alınıyor ve bir ay kadar ara sıra korse giyerek sağlıklı bir karna kavuşabiliyorsunuz.

Önce kilo vermek gerekiyor
Karın germe ameliyatı olmak isteyenlerin gelecekte başka doğum yapmayı düşünüyorlarsa bu ameliyatı doğumlardan sonra planlamalarının doğru olacağını söyleyen Doç. Dr. Nazım Çerkeş, "Bu ameliyattan sonra doğum yapılırsa, karın derisi ve karın duvarı kasları gebelik esnasında yeniden deforme olacaktır" diyor.

Dr. Çerkeş'e göre karın germe ameliyatı planlayan bir kişinin kilolu ise zayıflaması ve ideal kilosuna düşmesi gerekiyor. Çünkü kilolu olanlarda karın derisi kalınlığı da fazla olduğundan, normal kilodakiler kadar derinin gerilmesi mümkün olmuyor ve aynı derecede güzel sonuçlar elde edilemiyor.

Ayrıca, kilolu olanlarda yara iyileşmesi problemleri daha sık görülüyor. Yara iyileşmesini olumsuz etkileyen faktörlerden bir diğeri ise sigara kullanmak. Bu operasyonu geçirmek isteyenlerin tercihen ameliyattan üç hafta önce sigarayı bırakmaları öneriliyor.
20:29 | 0 yorum

Kadınlar daha çok kilo alıyor!

Aslında kadınlar daha kolay kilo alıyor
Evli veya erkek arkadaşlarıyla birlikte yaşayan bayanlar, diğerlerine göre daha çok kilo alıyor !
Kadınların doğumdan sonra kilo alma eğiliminde oldukları bilinir, ama şimdi yeni bir çalışma, çocuk doğurmasalar da erkek arkadaş ya da kocalarıyla birlikte yaşayan kadınların, diğerlerine göre daha çok kilo aldığını göstermekte.

Diğer değişkinler de göz önünde bulundurulduktan sonra yapılan hesaplara göre, ortalama 64 kilo olan bir kadının 10 yıllık kilo artışının eşli ve çocuklu kadında 9 kilogram olarak hesaplandı. Eşi olan ama çocuğu olmayan kadınlarda bu artış 7, çocuksuz ve eşsiz kadınlarda ise 5 olduğu hesaplandı.

Çocuğu olup eşi olmayan kadınların sayısıysa istatistikî açıdan bir veri edilmeyecek kadar küçük. Bir eşin metabolik değişim yarattığına inanmak için bir neden yok. Bu nedenle eşi olan çocuksuz kadınların kilo alması neredeyse kesinlikle davranışlardaki değişimden kaynaklanıyor. Dahası, 10 yıllık süreyi kapsayan çalışmada tüm kadınların düzenli olarak kilo aldıkları da görüldü. Ancak bu da hamile kadınların neden çok kilo aldığını açıklamıyor.

Avustralya'daki Queensland Üniversitesi'nde biyoistatistik profesörü ve araştırmanın lideri Annette J. Dobson, fizyolojik değişikliklerin kilo artışında bir payı olabileceğini söylüyor. "Kadın vücudu hamile kalınca kendisini kilo artışına ayarlıyor olabilir" diyen Dobson, "Hamile kadınların metabolizmaları geri döndürülemez bir biçimde ayarlanıyor olabilir" diye ekliyor. Yaklaşık 6 bin Avustralyalı kadın üzerinde yapılan çalışma, 2006 yılında biten 10 yıllık bir dönemi kapsıyor. Başlangıçta denekler 18-23 yaşları arasında kadınlardı.

Her kadın kilo, boy, yaş, eğitim seviyesi, fiziksel aktivite, sigara içip içmediği, alkol tüketimi, ilaç tedavisi ve geniş kapsamlı başka sağlık ve bakım konularındaki 300 soruyu kapsayan bir anketi periyodik olarak tamamladı.

Amerikan Koruyucu Tıp Dergisi'nin (American Journal of Preventative Medicine) Ocak ayı sayısında yayınlanan çalışmanın sonu geldiğinde, kadınların yarısından fazlası yüksek okul mezunuydu. Yaklaşık dörtte üçü eşli ve yarısının en az bir çocuğu vardı. Hemen hepsinin kilo artışı ilk bebekle birlikte gelmişti ve sonraki doğumlarsa kilo üzerinde daha az etkili oldu. Çalışmanın sonunda başlangıca göre daha az kadın sigara içerken, alkol daha fazla tüketiliyordu.

Öte yandan egzersiz yapmayan ve çalışmayan kadınların sayısında artış oldu. Ama sonuçlar tüm bu faktörlere göre ayarlandığında bile, kilo artışındaki farklılıklar kaldı. Bu araştırmaya sadece kadınlar dâhil edildi ama daha önceki bir çalışma çocuklu erkekler arasında obesitenin arttığını ortaya koşmuştu.

Utah Üniversitesi Epidemiyoloji Bölümü'nden doçent doktor Maureen A. Murtaugh, "Bu ilginç bir çalışma ve bazı önemli noktaya temas ediyor" diyor. Murtaugh, belki de eskiden daha aktif bir sosyal hayata sahip olmanın eşli kadınların kilo almalarını açıklayacağını ileri sürüyor. Murtaugh şöyle açıklıyor, "Bir restorana gittiğinizde 1 metre 82 santimlik bir adama verilen porsiyonla bana verilen porsiyon aynı. Ama ben 1.67 boyundayım ve 20 kg daha zayıfım."
20:27 | 0 yorum

Reklamı Kapat

Hoş geldiniz

Logo
Sitemizde yayınlanan haberlerde basın ahlakına, hukuk ilkelerine, insan hak ve özgürlüklerine bağlı kalacağımıza söz veririz. Sitemiz kişileri bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır, sağlık hizmeti vermemektedir. Sitede yayınlanan makaleler internette ki değişik sağlık bilgi kaynaklarından edinilmiş karma bilgilerdir. makaleler tedavi amaçlı değil sadece bilgi amaçlıdır. Bu bilgiler baz alınıp herhangi bir tedavi uygulanamaz. Sitedeki bilgiler hastalıkların tanı ve tedavisinde kullanılmamalıdır. Her bilginin ziyaretçi tarafından doktoruna danışılarak kontrol edilmesi gereklidir. Bu siteyi ziyaret eden kişiler bu uyarıları kabul etmiş sayılırlar. Sağlıklı yaşamlar dileriz.

Kadın Moda Trendleri

Logo
Son moda örnekler için

Bu ay en çok okunan yazı

YAŞAM TV ARŞİVİ

Reklam

 
LOGO4